Archive for April, 2009

Nereye Kadar

hiç olmaz sandığım 
her şey birdenbire oldu 
daha ne oluyor derken 
beni de hayat her yerimden vurdu 
hiç susmaz sandığım 
kalpler birdenbire sustu 
daha ne oluyor derken 
beni de hayat bir kez daha vurdu 
günlerdir uykum yok 
hayat buysa artık gücüm yok 
daha kaç kez vurulmam 
nereye kadar güçlü olmam 
daha ne kadar yaralanmam gerek hayatta 
daha ne kadar gücüm var 
kaybettiğim şeyler var 
daha ne kadar borcum var benim hayata 
çok sağlam sandığım 
her şey birdenbire çöktü 
daha ne oluyor derken 
beni de hayat bir kez daha vurdu 
günlerdir uykum yok 
hayat buysa artık gücüm yok 
daha kaç kez vurulmam 
nereye kadar güçlü olmam 
daha ne kadar yaralanmam gerek hayatta 
daha ne kadar gücüm var 
kaybettiğim şeyler var 
daha ne kadar borcum var benim hayata…

Sebnem Ferah

Hayat güzel şey be

Uyanırsın bir sabah, elini yüzünü yıkarken aynaya bakarsın. Gülümsersin kendine, mutlusundur…
Ve “hayat güzel şey be” dersin.
Bilmediğin bir şey ise, o cümleyi son kez kullanıyor olmandır. Bütün günü o şekilde; mutlu, huzurlu, umutlu yaşarsın ama farkında değilsindir son kez yaşıyorsundur bir günü bu şekilde…
Akşam eve döndüğünde yine o mutlu ifade vardır yüzünde, yine o duygular ile geçer saatlerin ve yine farkında değilsindir son mutlu akşamın olduğunun, o haber gelene kadar…
Bir anda kaybolur yüzündeki o gülümseme, bir anda yıkılır umutların, bir anda kaybedersin huzuru ve mutluluğu. sana o umutları, huzuru, mutluğu veren, yüzünü güldüren artık hayatında olmayacağını söylemiştir çünkü sana.
Bir anda boğucu bir karanlık kaplar etrafını, idrak edemez hale gelirsin hiç bir şeyi “ne oluyor yaa” dersin kendi kendine. Savaşmak istersin, burada bitemez, bitmemeli dersin. Söz vermişsindir çünkü kendine…
Aynı gece Onunla yaptığın konuşma ile biraz olsun rahatlarsın, herşeyin tekrar düzeleceğine inanırsın.
Ama aslında tek yaptığın kendini kandırmaktır… Sende farkındasındır bazı şeylerin ama kendine bile söylemeye cesaretin yoktur gerçeği…
Ve nihai gün gelir çatar o bir haftalık sancılı bekleyiş bitmiştir artık tıpkı senin içinde yitip giden bazı şeyler gibi…
Ve yeni bir dönem başlar hayatında, aslında pekte yabancı olmadığın bir dönemdir bu. Kendi kendine söylenirsin içten içe “ben bu filmin daha öncede başrolünde değil miydim?” diye…
Çıkarırsın tavkimlerinden bahar’ı ve yaz’ı, artık kış başlamıştır senin için.
Geçer dersin, geçecek dersin, sadece zaman lazım dersin ama her zamanın gecedir artık, değişen bir şey olmaz…
Anlarsın o an, zaman değildir gideni getiren, zamandır var olanı götüren…
Anlamını yitirmişsindir hayatın, Onunla anlam kazanan hayatın tekrar anlamını yitirmiştir.
Ruhun, kalbin, bedenin herşey sana karşı gelmeye başlar, hepsi neden diye sorarlar sana…
Ama sen bile bilmezsin yoktur cünkü bir sebep. Neden sesleri o kadar cok yükselirki, bir an “bilmiyorum!!!” diye bagirirsin ama ne bu cevap ne de bağırman bir şeyi değiştirmez…
Kabullenmek istemezsin olanı biteni, ama farkındasındır bu tek kişilik bir oyun değildir ve hayat seni yenmiştir, yenilmişsindir…
Buldum dediğinde kaybetmişsindir herşeyi, yenilmişsindir, yıkılmışsındır…
Ama öyle veya böyle yaşamaya mecbursundur ve artık sadece mecburiyetten dolayı yaşamaya başlarsın, ne bir umut, ne huzur ne de mutluluk vardır…
Her sabah yine yüzünü yıkarken bakarsın aynada kendine, ama gördüğün gülümseme değildir. Günden güne dağılışını görürsün, günden güne yok oluşunu görürsün…
Ve aynaya son mutlu bakışın gelir gözünün önüne, o söylediğin “hayat güzel şey be” cümlesi…
İşte o zaman gerçeği anlarsın…
Hayat aslında hep kötüydü, güzel sandığın ise sadece hayallerinden ibaretti…

N.

Can Kırıkları

bu kalabalığın içinde yapayalnız hissetmektense
dünyanın bir ucunda tek başımayım

kir göstermeyen renkleriniz sizin olsun korkmaktansa
bulanıklığın tam içinde bir başımayım

benim belki de gizli bir bildiğim var
elbette ağlarım benim can kırıklarım var
senin gördüğün yanağımdan süzülenler
asıl içimde, içinde yüzdüğüm bir deniz var

Şebnem Ferah

Baytar

bu dilden firar eden her söz,yaydan çıkmış ok gibi
sözler bazen bir hazine, bazen dermansız bir dert tipi,
geçmiş dünden bahsetmek lezzetsiz, gelmemiş yarından hep mi şikayetçiyiz biz?
aklımın ipinin ucu da kaçmış, timsah katreleri boşalsın.
bir iki damla hiç değersiz…
hüzün ve kaderin pençesinde bir dev, nam-ı değersiz.
gece-gündüz ömürden yontar,  dünya dönmez yaremsiz.
bugün ömür yarım gün…
serbest kalsın fikrim.  senin tozlarını silemez tenimden ellerim.
varlık ruhu terkeder, gözün gözümden ayrılınca,
bendeki aşk altın misali, ağırlığınca.

sensiz benlik yokluk demek, kalbim sana emekçi.
aşk denen illet çorak arazide tilki misal kurnaz bekçi.
başım sarkık,bir mahalsiz.
cümle yolumun önüne taş.
dudaklarını kadehe nikah eden çakır keyif dertdaş.
gören der ki; ‘’sel ağzına bina yapmak aptal işi”.
yel eserse kırmaz dişimi,  kalp bir körse görmez birşey..
saniyeler dakikalarla yapar alışverişi.
saatler seni alır benden.
korkarım olamaz gelişi.
hasret gözümün ışıklarını söndüren alçak misafir.

afitap sönük bir mum,ayrılık hain bir zehir.
melek yanında yüzünü saklar, felek yüzüme kaş çatar.
bir tek bu hüznü sen boğarsın!…
ipek tenin derime batsın!…
rüzgar saçını süpürse mest olur bakışlarım.
adınla uyanır kulaklarım.
yüzünle açar göz kapaklarım.
en güzel şiirlerimde kaleme adını sayıklatırım.
odamın hayaletisin, sessizliğine aşığım…

derdime çare,baytarım yok.
dengeme destek ,tut ki durayım.
safak güneşin fermanı,geçer acı-tatlı sayılı zamanın
sancısı.
ama…
melek bir yandan, şeytan bir yandan.
başım zindan yokluk var, bu kaçıncı şikayetim bilmem.

kafamı duvara yasladım, omuzların yanımda yok.
ahbaplar maymun iştah sahibi,benim içim senle tok.
yok ki gücüm…
belki devler ülkesinde bücürüm.

sessizliğinle gelir hüznüm,yokluğunda gömülü ölüyüm.
bu devranın binlerce sevgi müşterisinden biriyim.
yalnızlığıma küfrederim sensiz halden müştkiyim.
ilelebet de dönmez olsan bil ki yalnız nöbettteyim.
hatalarıma savaş açtım,hergün farklı kefendeyim.

hayat günü defter yaprağı,hazan gelir dökülür.
gelirken ne getirilir ki,giderken ne götürülür ?
dertle anlaş deva bul,üzüntü kalbi sömürür.
yüzüne baktığım her an ,cennetten bahçe görülür.
gülüş neşem değil,gönül bucaklarımda harabeler.
bu hilekar tavırla geçer fena saatler.
seni içeren masallarım anlatılacak kadar kısa değilller.
aşk ilinde bir tarafta cüceler,diğer yanda devler.

Sagopa Kajmer

Daglar

dunyalara degisemem sandigim,
bahcelerden cicekleri caldigim,
onun icin ateslere yandigim, 
bir zalimin ihanetine yandim,

daglar, daglar, geceleri benim icin kim aglar?

ben bu gece olmezsem olmem; olmem hic bir vakit.
dag gibi bir yigide kiydi gecti sanki vakit.
ne demeli su zalime, kal bu gece, kal yada git.
azrailim bu canimi al bu gece, al yada git.

guvendigim su daglara kar yagdi,
ayrilik pusuda kaldi gun saydi,
azrailim su canimi alsaydi,
bir zalimin ihanetine yandim.

daglar, daglar, geceleri benim icin kim aglar?

ben bu gece olmezsem olmem; olmem hic bir vakit.
dag gibi bir yigide kiydi gecti sanki vakit.
ne demeli su zalime, kal bu gece, kal yada git.
azrailim bu canimi al bu gece, al yada git.

Servet Kocakaya

Kalpsiz

ikinci ayrılık
zor geldi bana
sensiz olmadı
anladım geç olsa da

yalnız mısın sen de
sensiz gecelerde
hiç düşündün mü
n’aparım diye

bir adım önüm
sensiz gözükmüyor
kalbimdeki düğüm
sensiz çözülmüyor
yollardasın evsiz
mutlu musun bensiz
söyle bana sebepsiz
biter mi aşk?

yollardayım evsiz
bin dertliyim sensiz
söyle bana sebepsiz
affeder mi aşk?

eski sevgili
merak edilmez mi
beş senelik aşk
unutup silinmez ki

korktum aramaktan
başkası çıkar diye
hep tanrıya sordum
sen iyi misin diye

bir adım önüm
sensiz gözükmüyor
kalbimdeki düğüm
sensiz çözülmüyor

yollardayım evsiz
bin dertliyim sensiz
söyle bana sebepsiz
affeder mi aşk?

yollardasın evsiz
mutlu musun bensiz
söyle bana sebepsiz
biter mi aşk?

nerdesin yine
yolculuk nereye
telefonda sesin
ısıttıya işte
sinirle topladım tüm eşyalarını
n’olur almaya gelmeye
bırak izlerin kalsın bende

kalpsiz…

sen ağlama dedin
hani dönecektin
bir damla gözyaşımı
silmeye bile gelmedin.

Badem & Ozlem Tekin

Resimler & Hayaller

resimler hayaller paramparça
senin de gözlerin uzaklara öylece
dalmıyor mu hiç söyle…

kim haklı kim suçlu
bir garip ararken yitirdik, hikayemiz böyle
ne biliyorsun kim güler sonunda
bir ömür boyu yalnızlık galip belki de…

sana kalmaz, kime kalmış ki
bu malla mülkle kandıran dünya, kalleş böyle
değişiyorsun, yitiriyorsun
sen bizi günden güne…

resimler hayaller paramparça
senin de gözlerin uzaklara öylece
dalmıyor mu hiç söyle…

Gökhan Özen

Kafile

bendeki bu ateş sönmeden
mevsim yazdan hazana dönmeden
gözlerine uykular inmeden
göğsüne yatır beni, düşlere götür beni

aşk bu cana benden hak ise
can ne cami çeker ne kilise
ten sönmeden bitmez bu hadise
beni yanlış anlama
şikayetim yok ama
ben aşkı böyle bildim
gel merhem ol yarama

ben hem kalp hem bedenim
nefestir ruhum benim
aşk şarabı içerim
tez gelse de ecelim
ben hem kalp hem bedenim
ateşten ruhum benim
aşk şarabı içelim
kendimizden geçelim

bendeki bu ateş sönmeden
mevsim yazdan hazana dönmeden
gözlerine uyku inmeden
göğsüne yatır beni, düşlere götür beni

bir ömür böyle geçmez ah ile
ağlasan da gülsen de nafile
sen dursan da yürü bu kafile
beni yanlış anlama
şikayetim yok ama
ben aşkı böyle bildim
gel merhem ol yarama

Yüksek Sadakat

Öğrendim

İnsanlara kendimi zorla sevdiremeyeceğimi öğrendim
Yapabileceğin tek şey sevebilecek biri olmak
Gerisi onlara kalmış…
İnsanları ne kadar düşünürsen düşün,
Onların seni o kadar düşünmediklerini öğrendim
Güven elde edebilmek için yılların gerektiğini,
Ama yok etmek için saniyelerin bile yettiğini  öğrendim
Önemli olanın hayatındaki eşyaların değil,
Hayattaki kişilerin olduğunu öğrendim
İnsanın ancak on beş dakika çekici olabildiğini
Ondan sonra alışıldığını öğrendim.
Kendimi karşılaştırmak için başkalarının en iyi yaptıklarını değil
Kendimin en iyi yaptıklarını ölçüt almam gerektiğini öğrendim
İnsanlar için olayların değil, onların daha önemli olduklarını öğrendim
Ne kadar ince kesersen kes,
Kestiğinin her zaman iki yüzü olacağını öğrendim
Sevdiğin kişilere sevgi dolu sözler söylemen gerektiğini,
Belki bu defa onları son görüşün olabileceğini öğrendim
Her ne kadar onu çok düşünsen de,
Yine de gidebileceğini öğrendim
Kahramanların, yapılması gerekenleri ne pahasına olursa olsun,
Yapanlar olduğunu öğrendim
İnsanların seni hep hesapsız sevdiğini,
Ama bunu nasıl göstereceklerini bilemediklerini öğrendim
Sinirlendiğimde gerçekten buna değse bile
Asla acımasız olmamam gerektiğini öğrendim
Aramızda uzak mesafeler olsa bile
Gerçek dostluğun, aşkın büyüdüğünü öğrendim
Birisinin seni istediği gibi sevmemesinin
Onun seni tüm benliğiyle sevmediği anlamına gelmediğini öğrendim
Bir arkadaşın ne kadar iyi olursa olsun seni üzeceğini
Ve senin yine de onu affetmen gerektiğini öğrendim
Bazen başkaları tarafından affedilmenin yetmediğini öğrendim
Kendini affetmeyi de öğrenmelisin
Kalbin ne kadar kırılmış olursa olsun
Dünyanın senin acılarından dolayı durmayacağını öğrendim
Geçmişimiz ve durumumuzun olduğumuz  kişiliği etkilediğini,
Ama olmamız gerekene karşı sorumlu olduğumuzu öğrendim
İki kişinin tartışmasının 
Birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmediğini öğrendim
Ve tartışmadıkları zaman da sevdikleri anlamına gelmediğini öğrendim
Bazen kişiliğini eylemlerin önüne koyman gerektiğini öğrendim
İki kişinin tamamen aynı olan bir şeye baktıklarında bile
Farklı şeyler görebildiklerini öğrendim
Hayatlarında hep dürüst bir şekilde daha ileriye gitmek isteyen kişilerin
Sonuçları önemsemediklerini öğrendim
Seni doğru dürüst tanımayan kişilerin
Hayatını birkaç saat içinde değiştirebileceklerini öğrendim
Verebileceğin bir şey kalmadığında bile bir arkadaşın ağladığında
Ona yardım edebilecek gücü bulabileceğini öğrendim
Yazmanın, konuşmak kadar duygusal çaba gerektirdiğini öğrendim
En fazla önemsediğim kişilerin, benden hep uzaklaştıklarını öğrendim 
İnsanları üzmeden ve duyarlı olarak kendi fikirlerini söylemenin
Çok zor olduğunu öğrendim
Sevmeyi ve sevilmeyi öğrendim …. Öğrendim….

Omer B. Washington

Susma

at, savur at sevdayi bir yere firlat 
bitti sayip aciyi kaldir öyle at 
sor, herkese sor acilar unutuluyor 
ağlayinca gözlerinden silinmiyor 
aşk her defasinda bak bulunuyor 
birakirim zamani öyle biraz da 
sen olmadan da yine geçer nasilsa 
hatirla bunlari sakin unutma 
diyordun, ama o zaman gülüyordun 
yanimdaydin, canimdaydin 
şimdi nasil geçer bu ömür… 

susma söyle nasil yaşar böyle insan? 
susma konuş, hadi anlat büyük insan!.. 
söyle bir aşk mi çare olurdu zaman mi? 
böyle kaldirip atardik ya sevdayi!.. 

susma söyle nasil yapar bunu insan? 
susma nasildi anlat hadi ayrilirsam?!.. 
söyle hayat mi çare bulurdu kendin mi? 
böyle büyük aşklar böyle mi biterdi? 

susma hani aşk insani zaten bulurdu? 
susma hani yillar aşka çare olurdu? 
söyle yillar mi daha hizli bir kurşun mu? 
böyle sensiz her gün biraz yokoluşum mu?
 

at, silip at aşklari bir yere firlat 
bitti say ki derdini kaldir öyle at 
sor ne olur sor sen benden ayrilirsan 
ne olur düşümde bir ömrü durdursan 
aşk her defasinda bende ararsam 
birakirim kendimi öyle biraz da 
sen olmadan da ben yaşarim nasilsa 
hatirla bunlari sakin unutma 
diyordun, ama o zaman gülüyordun 
yanimdaydin, canimdaydin 
şimdi nasil geçer bu ömür… 

söz / müzik : serkan söylemez 
söyleyen : gökhan türkmen 

Yağmur

Tükendim bir zalim yarin elinden
Gençliğim baharım geldi geçiyor…
Cama vuran her damlada ağlayan yağmur
Anla beni o yar benden candan gidiyor…

Yağmur geceden al beni
Yağmur seline sal beni
Harcadım gençliğimi 
Al götür nazlı yare beni

Kimseler bakmıyor yüzüme benim
Burda kalır kalır isem ne olur halim?
İstersen bir damlan olurum senin
Al götür beni de al götür yağmur…

Yağmur geceden al beni
Yağmur seline sal beni
Harcadım gençliğimi 
Al götür nazlı yare beni…

Yücel Arzen

Yakın ve Uzak

Daha ne soylenebilir ki, Sago zaten anlatmis her seyi…

 

Yakın ve Uzak

ben yakın sen uzak ya sen yakınlarında ben ırak
masiva birak direk bileklerimden. rahiyami miske bezemek elzem. ben sözümden dönmem.
aynalarımı çatlattım ben darmadağın tuzla buz oldu için lakin ucuz atlattım ben
ya sen.. terazilerce altın yüklenmiş gibisin sen ah sen bir bilsen keşke bilselerdi

herkesin tek hakkı var ömrü altın sepeti sanma
sepete konulan en sonunda ruhsuz bir ceset olur sonunda 
beklediğin bir medet olur dünya ölüm üzerinde bir iki anlık misafirdir ömür
bu neşenin sonudur elbet derin bi baş ağrısı kahkahalar bugün senin peki ya bundan sonrası gün geçer ve dost göçer azdır yandaş sayısı. bir ocak kışında gözün uzaktan izler mayısı

ben yakın sen uzak ya sen yakınlarımda ben ırak
ansızın sızım yakardı en derinden sana her kavuşmam elzem
ben bu yangını söndürmem
herkesin tek hakkı var hem halime sorsalar anlar beni yangın paklar
kor alır canım ağlar yetmez bindir ah!

burası misal ülkesi masal misali bizler hayal kafilesi
her dalım çiçeklerim annesi ver bana beni geri kendimden kaldım beri
içim hasret yeri küheylan kaldı bir kemik bir deri
bir nefisle yıllar aldı kavgam kulak deldi argom yeni bir umut kapına vardı sagom
nasihatimin yanında hafif kalır domdom
neden her gece kafan zom ateş barut misali sonu bom!

ben yakın sen uzak ya sen yakınlarımda ben ırak
ne yol kat etmeliymişim meğer düşümden 
yakınlarımda olmak istemedin içten feryadıma gizlendim
herkesin tek hakkı var hem halime sorsalar anlar beni yangın paklar
kor alır canım ağlar yetmez bin bir ah!

ben yakın sen uzak ya sen yakınlarımda ben ırak
ansızın sızım yakardı en derinden sana her kavuşmam elzem
ben bu yangını söndürmem
herkesin tek hakkı var hem halime sorsalar anlar beni yangın paklar
kor alır canım ağlar yetmez binbir ah!

Sagopa Kajmer