Hedefler…
Herkesin bir hedefi vardır mutlaka, hatta kimilerinin birden fazla hedefi vardır. Kimileri hedeflerine aynı anda ulasmak için çabalar, kimileri sırayla ama bir şekilde herkesin bir hedefi vardır.
Adamın da vardı hedefi ama sadece tek bir hedefi vardı bu hayatta sadece tek ve ulaşmak zorunda olduğu bir hedef…
Bütün hayatını bir şekilde hedefine ulaşmaya adamıştı adam, attığı her adımı bunun için atıyor, aldığı her nefesi adeta bunun için alıyordu.
Bazen insanlar yaptıklarından hiç bir şey anlamadı adamın, herkes “bu adamın bir derdi var” diyordu ama hiç kimse bilmiyordu nedenini, adamdan baska…
Sınırları aştı adam bazen, farkındaydı aslında bazı şeylerin ama hayatta ki tek hedefini gerçekleştirmekten başka da herhangi bir yolu yoktu.
Bazen o kadar yoruldu ki hedefine ulasilmek icin, birakti her şeyi bir kenara… Hedefini, adımlarını, yaşamını… Pes etti adeta, her pes edişinde bu kadar erken mi dedi ve yine hedefine ulaşmak için çabalamaya başladı…
Çabaladı, çabaladı, çabaladı…
Ama artık o kadar yorulmuştu ki, o kadar bitkindi ki ne bir adım daha atacak hali kalmıştı ne de nefes alacak hali…
Bitmişti adam artık, bitmişti adam için her şey…
Hayatın bu ağır yenilgisini kabul etmiş çekilmeye hazırlanırken bir kenara bir anda O’nu buluverdi karşısında…
Şaşkındı adam, şaşırdı ilk önce, bu durumu hiç beklemiyordu çünkü, umudunu tamamen yitirdiği, pes ettiği bir anda O’nu bulmuştu, hayat karşısında bir kez daha affalladı adam…
İnanmadı ilk başlarda, kendi kendisine “sadece kendimi kandırıyorum yenilgi ağır geldi” diyordu, kaçmaya çalıştı adam. Kaçmaya çalıştıkca daha da yaklaştı, inkar etmeye çalıştı, inkar etmeye çalıştıkca daha da inandı…
Etrafı dikkatini çekti daha sonra bir anda, her şey çok farklıydı, o karanlık yoktu artık, insanlar adama “sen gülmeyi bilir miydi?” diyordu işin ilginci adam da soruyordu bu soruyu kendine “ben gülmeyi biliyor muydum…”
Ve adam bıraktı kendini hayatın akışına, emin olana kadar her şeyi akışına bıraktı ne kaçmaya çalıştı, ne daha da yaklaşmaya…
Her güne birak daha farklı merhaba demeye başlamıştı adam artık, her şey daha farklıydı hayatında…
Bazen deli gibi aynanın karşısına geçip kendine “hedefime ulaştım sanırım” diyor ve yine deliler gibi gülüyordu mutluluktan…
Alışması zaman almadı adamın mutluluk dene şeye, gülmeye, huzura hatta bir ara abartıp gelecek ile ilgili planlar bile yapmaya başladı…
Gelecekle ilgili planlar yapmaya başladığı an tamamen inandı adam hedefine sonunda ulaşabilmişti, O’nu bulabilmişti sonunda. Hayat o kadar ilgiç bir hal almıştı ki adam için, her şeyi bir kenara bıraktığı an O’nu bulabilmesi, gerçekten O olması, hedefine ulaşabilmesi…
Mutluydu adam, mutluluk nedir biliyor ve bütün hücrelerine kadar hissedebiliyordu, O’nunla birlikte…
Ve yapmayı çok istediği bir şeyi de yapmıştı adam… Yaşadığı şehrin en yüksek noktasından bütün şehre avazı çıkabildiği kadar bağırmıştı, O’nu bulduğunu bütün şehre haykırmıştı, sadece ama sadece bir gün sonrasında olacaklardan habersiz, hayatın; adama karşı yapacağı son şakadan haberi olmadan…
Sinsice bir kenardan adamın mutluluğunu izlerken hayat, artık sıkılmış olmalıydı ki adamın bu mutluluğundan son bombasını patlattı…
Ne bomba ama…
Adam bir anda darmadağın oldu, O’nu kaybetmeyi, O’nun çekip gidebilme ihtimalini aklının ucundan bile geçirmemişti hiç bir zaman, araken de, bulduğunda da…
Hayat o kadar kusursuz, o kadar harika bir 1 Nisan şakası hazırlamıştı ki adama, hayatın bu son hamlesi karşısında saygı ile eğilmemek imkansızdı…
O’nun gitmesiyle birlikte adamında hayatını adadığı tek şey ellerinden kayıp gitmişti ve adam sadece seyirciydi bütün bu olanlara, yapabilecek hiç bir şeyi yoktu çünkü adamın…
İLk önceleri kabullenmek istemedi, sadece kendi bakış açısıyla baktı olana-bitene, kabullenmesi çok zor bir şeydi çünkü adam için, hayatındakı tek hedefine ulaşmış ve ne kadar acıdır ki gerçekten, kuşkusuzca, tamamen kendisininde inandığı gün kaybetmişti.
Hayatı tamamen anlamsızlaştı adamın, anlam yükleyebileceği bir şey yoktu çünkü hayatında artık. O’nu yitirmişti adam, hedefini yitirmişti…
Zamanla gerçekleri anlamaya başladı adam, zamanla anladı hayatı sadece kendi gözünden yaşamaması gerektiğini…
İşte bu gerçek o kadar ağırdı ki, yıllarca aramış olmanın verdiği yorgunluk ve O’nu kaybetmiş olmanın verdiği acı ile de birleşince…
N.