Gün Batımı
Gün batımını, güneşin batışını izlemek bir çok insan için keyif verici bir şeydir, peki hiç hayat güneşinin batışını izlemenin nasıl bir şey olduğunu bilir misiniz? İşte adam bunu öğrendi…
Hep karanlık olan yaşamında bir gün ışığı, güneşi bulabilme çabası ile yaşayan adam kimi zaman umudunu, umitlerini tamamen yitirsede bir sekilde aramaya, çabalamaya devam etti. Yaşamında zoru seven ve girdigi bu yolun da cok zorlu olacağını bilen adam kimi zaman pes etmeyi düşündü ama bu kadar zorluktan sonra yapamazdı bunu, kendine verdiği sözü tutmak zorundaydı çünkü…
Nasıl bir şey olduğunu unutmuştu artık ışığın, güneşin, mutluluğun aslına bakılırsa tam olarak bunların ne olduğunu da bilmiyordu.
Gün gelip yorgunluktan, umutsuzluktan tamamen nefes alamaz hale gelene kadar…
Her şeyi bir bir kenara atıp çekilmeye hazırlanıyordu artık, aramayacaktı, çabalamayacaktı çünkü artık adam tükenmişti, yoktu bir adım daha atacak hali, yoktu bir nefes daha alacak hali…
Derken ansızın O’nu buldu, her şey buraya kadar dediği anda…
İlk önceleri farkına varamadı bunun, an gelip hayatında olmayan şeylerin artık var olduğunun farkına varana kadar. Şaşkındı adam, daha önce bilmediği şeylerin hepsi şimdi hayatının baş köşesindeydi, O’nunla birlikte, O’nun için…
Mutluluk denen duygunun ne olduğunu biliyordu artık adam ve bunu bütün huclerinde hissedebiliyordu, umutları vardı artık, geleceğe yönelik umutuları, gülümseyebiliyordu…
Bir zamanlar “her şey buraya kadar kadarmış” diyen adam artık “asıl şimdi başladı hayat” diyordu. Evet gerçekten de hayat simdi başlamıştı adam için…
Adam o kadar mutluydu ki hayatında ilk kez korkunun gerçek anlamını öğrenmişti, korkmak nedir biliyordu artık ama bu korku bile ne mutluluğunu ne sevgisini ne umutlarını ne de O’na olan aşkını etkileyebiliyordu çünkü adam hayatını adadığı şeyi bulmuştu, kendi tabiri ile ışığını, güneşini, O’nu…
fazla sürmedi ama bu aydınlık, nereden bilebilirdi ki adam; ansızın gelen O’nun, yine ansızın, adamın hiç beklemediği, aklının ucundan bile gecirmedigi bir anda gidecegini…
Bir anda aydınlanan dünyası yine bir anda inanilmaz bir karanlığa bürünmüştü ama bu karanlık eskisi gibi bir karanlık değildi, her şeyi içine çeken, her şeyi yutan, yok eden bir “canavar”dı adeta…
Adam ilk zamanlar direnmeye çalıştı bu karanlığa, savasmaya calisti bu “canavar” ile ama…
Bir zamanlar ışığın ve güneşin ortasında O’nunla birlikte yaşayan adam şimdi karşı kıyıdan hayat güneşinin batışını izliyordu ve elinden gelebilecek hiç bir şey de yoktu…
N.