Archive for March, 2010
Ex Yaşamlar
Ex: Latince ölüm, ölmek.
Yaşam: Doğumla ölüm arasında yaşanan süre, ömür, hayat.
Tam anlamıyla birbirine zıt iki kavram, biraz farklı bir açıyla bakarsanız eğer birbirinin devami iki kavram, daha da farklı bir bakış açısıyla kimi insanların kaderi…
Saçmalık! Tek kelime ile saçmalık, hem yaşayacaksın hem de aynı zamanda ölü olacaksın, yani ‘ex yaşam’ olacaksın… İlk bakışta ne kadar saçma geliyor değil mi gercekten de…
İstisnasız her insan hayatının bazı dönemlerinde terslikler, aksaklıklar, olumsuzluklar yaşamıştır, gün gelmiştir o tebessümün eksik olmadığı yüzüne hüzün, ışığın eksik olmadığı gözlerine ise göz yaşları hakim olmustur. Bu hayatın kaçınılmaz bir parçası. Kim olursanız olun, nasıl bir hayatınız olursa olsun işte bunlarla bir defa da olsa karşı karşıya gelmek zorunda kalırsınız, aslına bakarsanız olması gerekende bu değil mi? Yoksa hayatın güzelliklerini anlamak gerçekten de imkansız hale gelir insanoğlu için…
Kimi insanlar bir kez yaşar, kimi insanlar birden fazla, kimisi uzun bir süre yaşar bunları kimileri kısa, aydınlık dünyalarına çöken sis bulutu dağıldığında ise bazı şeyleri daha da iyi anlamaya başlarlar.
Ve şanslı(!) bir grup vardır ki aslında onların hayatındaki sis bulutu asla dağılmaz, ne yaparlarsa yapsınlar kurtulamazlar sislerin arasından, o bulut onların gölgesidir aslında…
Bu şanslı(!) insanların hayatı oldukca ilginctir ‘ex yaşam’ olduklarını bilmeden yaşalar, diğer insanlar gibi hayatlarını devam ettirirler. Tek bir fark ile… Diğer insanlar gibi sis bulutundan kurtulamadan yaşarlar. Tam her şey yoluna giriyor dediklerinde yeni bir sis bulutunun içine girmek üzere olduklarının farkında olmadan…
Bu şanslı(!) insanların ilk zamanları savaşarak geçer, bu terslikler ile olumsuzluklar ile savaşırlar ne de olsa ‘gecenin en karanlık anı şafaktan hemen öncesi’ değil midir…
Zamanla yorulurlar, eski savaşma istekleri yoktur artık içlerinde ama hemen pes etmezler, ara ara savaşma istekleri depreşir tekrar başlarlar savaşmaya. Her defasında olduğu gibi yine bir şeyler iyiye doğru gitmeye başladığınıda, zafer kazanmış bir komudan edası ile ‘başaracağımı biliyordum’ diyip anlıkta olsa gözlerinde ışığı yüzlerinde tebessümü görürler…
İnsanoğlu işte ders almıyor hiç bir zaman geçmişinden, o tebessümün şanslı(!) insaları terk etmesi uzun sürmez ve yeni bir yıkım ile birlikte yüzlerinde hiçte yabanci olmadiklari hüznü, donuk bakan gözlerini tekrar seyrederler bir ayna karşısında.
Savaşmayı bırakırlar bir zaman sonra, umursamaz bir kişiliğe bürünürler yavaş yavaş, olan bitenden yorulmuş bir şekilde. Ara sıra tekrar savaşmaya calışırlar ve yine aynı son ile karşılaşırlar.
Öyle bir an gelirki bütün dunyanin duyacagi şekilde bağırmak isterler ‘yeter!!! artık yeter!!! yoruldum…’ diye omuzlarındaki yorgunluk, yük o kadar ağırdır ki bunu bile yapamazlar…
Olanı biteni anlamaya çalışırlar, elbet bir sebebi olmalı bütün bu olanların ne kadar uğraşsalarda bulamazlar sebebini…
Bir gün bir melek kulağına ‘aslında bizler Ex Yaşamlarız’ diye fısıldayana kadar…
Evet yine de şanslıdır bu insanlar, en azından başkalarına neşe kaynağı olabiliyorlar…
En azından melekleri hep onlarla birlikte…
N.
Yaşamak
Hızla açacaksın gözlerini
Fakat yataktan kalkışın yavaş ve ağır olacak,
Bir bakışta seçeceksin okuyacağın kitabı
Fakat kitabı okuman yavaş ve ağır olacak,
Bir saatte yapacaksın hayatının sınavını
Fakat hazırlanman yıllarını çalacak senden,
Bir nefeste yakacaksın sigaranı
Fakat bitirmen dakikalarını alacak senden,
Ve bunları yapmadan önce
En fazla üç beş saatte doğmuş olacaksın,
Ölümünde saniyelerle ölçülecek
Fakat kavuşman kara toprağa bir ömür edecek……30 Mart 2007
Hacettepe Şiirleri…
Bir Öykü
Al bu sana ilk olmuşken,
Ne acıki son şarkım bu,
Çok mu kolaydı yoksa zor mu,
Sisli aşkmı tutkumu,
Oldu hani olmazdı sondu,
Sende gitmek yoktu,
Doldu süre bize bu bile çoktu,
Bir hayaldi yok oldu,
Sus doğru yalan ne farkeder,
Bak bir aşk başlamadan böyle biter,
Kime kime kalır aşk,
Ben bile seni sevdiğimi,
Bakma git daha ne söylemeli,
Yoksun artık bende,
Ne acı bitti gittin,
Yetti o günler bana yetti,
Çok çoktan mutlu etti,
Birdik bende yerin ah tekti,
Bir çocuk bende tükendi,
Yeter demek yetmezki bazen,
Ah içimde bir öykü ağıtlarla biter,
Güler yüzüme taptığım bir sen,
Ah içimdeki türkü dudaktan kalbe düşer,
Düşer de hani bir gün olurda,
Azrail bana güler,
Bir yerde hani bir gün olurda,
Azrail bana güler…Gökhan Türkmen